If you want to read the English version of this study as a PDF, you can click here.
Giriş ve Çalışmanın Amacı
Gelişmekte olan ekonomiler sınıfında yer alan Türkiye, yüksek büyüme potansiyeline sahip olmakla birlikte, tarihsel süreçte sık sık ekonomik dalgalanmalar ve krizler ile karşı karşıya kalmıştır. Ekonomik büyümenin (GSYİH) sürdürülebilirliği; enflasyon, işsizlik, dış ticaret dengesi ve yabancı yatırımlar gibi makroekonomik göstergelerle doğrudan ilişkili midir? Bu çalışmanın temel amacı, 2000-2024 yılları arasındaki veriler ışığında, Türkiye ekonomisinin büyüme performansını etkileyen faktörleri istatistiksel analiz yöntemleriyle incelemektir.
Veri Seti ve Değişken Tanımları
Bu çalışmada, Türkiye’nin 2000-2024 yılları arasındaki makroekonomik performansını analiz etmek amacıyla Dünya Bankası (World Bank) veri tabanından elde edilen zaman serisi verileri kullanılmıştır.
Kullanılan değişkenler sırasıyla şunlardır:
- Büyüme (gdp.): Bağımlı değişkendir. Ülke ekonomisindeki yıllık reel büyüme oranını yüzde (%) cinsinden ifade eder.
- Enflasyon (inf.): Tüketici fiyatlarındaki yıllık artış oranıdır. Ekonomik istikrarın bir göstergesi olarak modele dahil edilmiştir.
- İşsizlik (unemp.): Toplam iş gücü içerisindeki işsizlerin yüzdesidir. İş piyasasının sağlığını gösterir.
- Yabancı Yatırım (fdi): Doğrudan yabancı yatırımların net girişlerinin GSYİH’ye oranıdır. Ülke ekonomisine duyulan uluslararası güveni ve üretim kapasitesine katkı sağlayan dış sermaye akışını temsil eder.
- İhracat (expor.): Mal ve hizmet ihracatının GSYİH’e oranıdır. Ekonominin dışa açıklık düzeyini temsil eder.
Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde, öncelikle bu değişkenlerin tanımlayıcı istatistiklerine odaklanılacaktır.
Tanımlayıcı İstatistikler ve Görselleştirme
Analize konu olan değişkenlere ait tanımlayıcı istatistikler (ortalama, medyan, standart sapma, minimum ve maksimum değerler) aşağıdaki tabloda sunulmuştur.
| gdp. | inf. | unemp. | fdi | expor. | |
| Mean | 5,03 | 21,70 | 10,54 | 1,51 | 26,03 |
| Median | 5,53 | 10,44 | 10,43 | 1,42 | 24,36 |
| St. Dev. | 4,22 | 20,71 | 1,62 | 0,78 | 4,76 |
| Min | -5,75 | 6,25 | 6,48 | 0,35 | 19,88 |
| Max | 11,43 | 72,30 | 14,02 | 3,62 | 38,58 |
Tabloya ilişkin bulgular ve yorumlar şöyledir:
- Ekonomik Büyüme (gdp.): 2000-2024 yılları arasında Türkiye ekonomisi ortalama %5,03 oranında büyüme kaydetmiştir. Ancak standart sapmanın %4,22 gibi yüksek bir seviyede olması ve görülen minimum değerin -%5,75 (negatif) olarak gerçekleşmesi, ekonominin yüksek volatiliteye, yani oynaklığa sahip olduğunu göstermektedir. Bu negatif değer ve oynaklıklar, Türkiye’nin bazı zamanlarda ciddi krizlerle baş başa geldiğinin istatistiksel kanıtıdır.
- Enflasyon (inf.): Tablodaki en dikkat çekici bulgu enflasyon verisindedir. Ortalama enflasyon %21,70 iken medyan, yani ortanca değer %10,44 seviyesindedir. Ortalamanın medyandan bu denli yüksek olması, veri setinde sağa çarpık bir dağılım olduğunu gösterir. Maksimum değerin ise %72,30’a ulaşması, geçmiş yıllarda yaşanan hiperenflasyonist dönemlerin ortalamayı yukarıya çektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
- İşsizlik (unemp.): İşsizlik oranı ortalama %10,54 seviyesinde gerçekleşmiş olup %1,62 olan düşük standart sapma değeri, işsizliğin yıllar içerisinde çok fazla değişikliğe uğramadığına işaret etmektedir.
- Yabancı Yatırım (fdi): Doğrudan yabancı yatırımların ortalama %1,51 seviyesinde kalarak görece düşük bir performans sergilediği görülmektedir.
- İhracat (expor.): İhracatın GSYİH içindeki payı ortalama %26,03 olarak gerçekleşmiş ve maksimum %38,58’e kadar çıkarak ekonominin dışa açıklığının arttığını göstermiştir.
Çalışmanın bu kısmında, Türkiye ekonomisinin 2000-2024 yılları arasındaki büyüme performansı görselleştirilmiştir. Aşağıdaki şekil, GSYİH büyüme oranlarının yıllar içindeki seyrini ve ekonomideki dalgalanmaları göstermektedir.

Elde edilen zaman serisi grafiği incelendiğinde, daha önce de bahsedilen volatilite (oynaklık) olduğu açıkça görülmektedir. Grafikteki sert aşağı yönlü kırılmaların Türkiye’nin yakın tarihte yaşadığı ekonomik kriz dönemlerini (2001 Türkiye ve 2009 Küresel Krizi) yansıtmaktadır. Büyüme oranlarının sık sık pozitif ve negatif bölgeler arasında gidip gelmesi, ekonominin sürdürülebilir ve istikrarlı bir büyüme trendinden ziyade konjonktürel şoklara duyarlı bir yapı sergilediğini göstermektedir.
Veri setindeki değişkenlerin dağılım özelliklerini ve uç değerleri (outliers) incelemek amacıyla kutu grafiği analizi yapılmıştır. Aşağıdaki şekil, incelenen dönemdeki enflasyon oranlarının dağılımını ve istatistiksel sapmalarını sunmaktadır.

Enflasyon verisine ait kutu grafiği, veri setinde normal dağılımdan belirgin sapmalar olduğunu göstermektedir. Grafiğin üst kısmında ve kutu alanın dışında kalan noktalar, istatiksel olarak aykırı değer olarak kabul edilir. Bu noktalar Türkiye’nin geçmişte yaşadığı hiperenflasyonist dönemlere işaret etmektedir. Medyan çizgisinin kutunun alt tarafına daha yakın olması, enflasyonun tarihsel olarak yukarı yönlü riskler barındırdığını görsel olarak kanıtlamaktadır.
Değişkenler arası doğrusal ilişkinin yönünü ve şiddetini belirlemek amacıyla Korelasyon Analizi yapılmış ve sonuçlar Isı Haritası yöntemiyle görselleştirilmiştir. Aşağıdaki şekil, modelde kullanılan değişkenlerin birbiriyle olan korelasyon katsayılarını sunmaktadır.

Korelasyon matrisi incelendiğinde, değişkenler arasındaki ilişkiler hakkında birkaç ön bulguya ulaşılmıştır:
- Kırmızı Tonlar (Pozitif İlişki): 0’ın üzerindeki kırmızı değerler değişkenlerin aynı yönde hareket ettiğini gösterir. Örneğin ihracat ile büyüme arasında beklenen pozitif ilişki, dış ticaretin büyümeyi desteklediğini işaret etmektedir.
- Mavi Tonlar (Negatif İlişki): 0’ın altındaki mavi değerler değişkenlerin ters yönde hareket ettiğini gösterir. Enflasyon ve büyüme arasındaki negatif katsayı, fiyat istikrarsızlığının ekonomik büyümeyi baskıladığı teorisini destekler niteliktedir.
- Çoklu Bağıntı Kontrolü: Bağımsız değişkenler arasında çok yüksek korelasyon (örneğin 0.80 üzeri) gözlenmemiştir. Bu durum, kurulacak regresyon modelinde multicollinearity (bağımsız değişkenlerin birbirleriyle aşırı derecede ilişkili olması) probleminin düşük risk taşıdığını göstermesi açısından önemlidir.
Hipotez Testleri
Çalışmanın bu bölümünde, literatürde “Okun Yasası” olarak bilinen “Ekonomik büyüme arttıkça işsizlik azalır” teorisinin Türkiye ekonomisi için geçerli olup olmadığı, Bağımsız Örneklem T-Testi ile analiz edilmiştir.
Veri seti iki gruba ayrılmıştır: Büyüme oranının dönem ortalamasının üzerinde olduğu yıllar ve dönem ortalamasının altında olduğu yıllar.
Hipotezler:
- H0: Düşük ve yüksek büyüme dönemlerinde ortalama işsizlik oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur.
- H1: İki dönem arasındaki işsizlik oranları birbirinden farklıdır.
Yapılan analiz sonucunda gruplara ait ortalama değerler şu şekilde hesaplanmıştır:
- Yüksek Büyüme Dönemi İşsizlik Ortalaması: %10,25
- Düşük Büyüme Dönemi İşsizlik Ortalaması: %10,99
Levene testi (iki grup arasındaki varyansların birbirine eşit olup olmadığını kontrol eden ön test. T-Testi’nin doğru çalışması için varyansların homojenliği-eşitliği sağlanmalıdır) sonucunda varyansların homojen olduğu görülmüş (p > 0.05) ve T-testi sonuçları incelenmiştir. Hesaplanan t-istatistiği 1.1328 ve anlamlılık değeri p = 0.269 olarak bulunmuştur.
Elde edilen p-değeri, kabul edilen hata payı olan 0.05’ten büyük olduğu için H0 hipotezi reddedilmemiştir.
İstatistiksel olarak Türkiye’de ekonomi hızla büyüse de yavaşlasa da işsizlik oranları arasında anlamlı bir fark oluşmadığı görülmektedir. Beklenen farkın istatiksel olarak anlamsız çıkması, Türkiye ekonomisinde işsizliğin konjonktürel olmaktan ziyade yapısal ve katı (histeresis etkisi) bir karakter taşıdığını göstermektedir. Yani ekonomik büyümenin işsizliği düşürmekte yetersiz kaldığı gözlemlenmiştir.
Regresyon Analizi
Bir doğru çizmeyi en az hatayla başaran yöntem olan En Küçük Kareler yöntemi (OLS) kullanılarak analiz yapılmış ve R2 değeri 0.242 olarak hesaplanmıştır. Bu değer, seçilen değişkenlerin Türkiye’deki büyüme değişimlerinin yaklaşık %24,2’sini açıkladığını göstermektedir. Gözlem sayısının sınırlı olması (N=25) nedeniyle modelin genel açıklayıcılık gücü (F-istatistiği olasılık değeri: 0.213) istatistiksel sınırda kalsa da değişkenler bazında anlamlı ve kritik ilişkiler tespit edilmiştir. Analizdeki değişkenlerin sonuçları ise aşağıdaki tabloda verilmiştir.
| coef | std err | t | P>|t| | |
| inf. | -0,1623 | 0,07 | -2,303 | 0,032 |
| unemp. | -1,7718 | 0,774 | -2,29 | 0,033 |
| fdi | -1,2539 | 1,175 | -1,067 | 0,299 |
| expor. | 0,3544 | 0,253 | 1,4 | 0,177 |
Tablo incelendiğinde şu sonuçlara ulaşılmıştır:
- Enflasyon (inf.): Katsayısı -0.1623 ve anlamlılık değeri p = 0.032 (<0.05) bulunmuştur. Bu sonuç Türkiye’de enflasyon ile büyüme arasında negatif yönlü güçlü bir ilişki olduğunu, fiyat istikrarsızlığının büyümeyi baskıladığını kanıtlamaktadır.
- İşsizlik (unemp.): Katsayısı -1.7718 ve p-değeri 0.033 (<0.05) olarak hesaplanmıştır. İşsizlikteki her 1 birimlik artışın büyümeyi yaklaşık 1.77 birim düşürdüğü görülmektedir.
- İhracat ve Dış Yatırımcı (fdi, expor.): Değişkenlerin bu modelde bu veri setinde büyüme üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi tespit edilememiştir.
Hipotez Testi ve Regresyon Analizi Arasındaki Fark
Bu çalışmanın en dikkat çekici bulgusu, 4. Bölümdeki “Hipotez Testi” ile 5. Bölümdeki “Regresyon Analizi” sonuçları arasındaki farktır.
Hatırlanacağı üzere, veriler “Düşük/Yüksek Büyüme” olarak kategorize edilip T-Testi yapıldığında, işsizlik oranları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştı. Ancak Regresyon Analizinde veriler kategorize edilmeden işlendiğinde, işsizlik ve büyüme arasında anlamlı ve negatif bir ilişki (Okun Yasası) tespit edilmiştir.
Bu durum verileri gruplandırmanın bilgi kaybına yol açabildiğini göstermektedir. Regresyon analizi, verinin hassasiyetini koruyarak T-Testinin yakalayamadığı yapısal ilişkiyi ortaya çıkarmıştır.
Sonuç olarak, Türkiye ekonomisinde büyüme ve işsizlik arasında teorik beklentilere uygun (ters yönlü) bir ilişki olduğu, ancak bu ilişkinin hassas analiz yöntemleriyle görülebileceğine varılmıştır.
Genel Sonuç ve Değerlendirme
Bu çalışmada istatistiksel analiz yöntemleri kullanılarak Türkiye ekonomisinin 2000-2024 yılları arasındaki makroekonomik performansı analiz edilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler, hipotez testleri ve regresyon analizi bulguları bir arada değerlendirildiğinde aşağıdaki temel sonuca ulaşılmıştır:
Büyüme patikasının yüksek volatiliteye sahip olduğunu ve ekonominin iç-dış şoklara karşı kırılgan bir yapı sergilediğini ortaya koymuştur. Regresyon analizi bulguları, yüksek enflasyonun büyüme üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve negatif bir baskı oluşturduğunu (p<0.05) kanıtlarken; işsizlik analizlerinde ortaya çıkan yöntem farklılıkları (Hipotez testinde farksızlık, Regresyonda negatif ilişki), işgücü piyasasında hem yapısal katılığın (Histeresis etkisi) hem de Okun Yasası’nın geçerli olduğunu göstermiştir. Elde edilen bu bulgular ışığında, Türkiye ekonomisinde sürdürülebilir bir kalkınma için salt büyüme odaklı politikalar yerine, öncelikle fiyat istikrarını sağlamaya ve işgücü piyasasındaki yapısal sorunları gidermeye yönelik reformların hayata geçirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. İhracat ve Doğrudan Yabancı Yatırımlar (fdi, expor.) değişkenlerinin büyüme üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır (p>0.05). Bu durum, Türkiye’de yatırımların büyümeye katkısının anlık olmaktan ziyade uzun vadede gerçekleştiğini veya dönemsel krizlerin yarattığı belirsizliğin bu pozitif ilişkiyi kısa vadede gölgelediğini göstermektedir.
Çalışmayı hazırlarken kullanılan kodlara ve yapılan analizlere göz atmak için: github
Yorum bırakın